Bazen insanın canı yanar.

Yanındaki iyi niyetli insanlar da onu o acının içinden bir an önce çıkarmaya çalışır.
“Üzülme.”
“Takma kafana.”
“Geçecek.”
“Hayat devam ediyor.”
Belki hepsi doğrudur.
Ama insan henüz orada değildir.
Birini kaybetmiştir.
Bir ilişki bitmiştir.
Bir hayali yıkılmıştır.
Ya da adını bile koyamadığı bir şey içini acıtıyordur.
Ve bazen insanın ihtiyacı, acısından kurtulmak değil; onu yaşamaya izin verilmesidir.
Her Dert Hemen Çözülmeli mi?
Bir yara gördüğümüzde hemen kapanmalı mı?
Kendi yaramız olduğunda da farklı davranmayız.
Zihin hemen işe koyulur:
Neden böyle hissediyorum?
Ne zaman geçecek?
Bundan nasıl kurtulacağım?
Acı artık yaşanan bir duygudan çıkar, çözülmesi gereken bir probleme dönüşür.
Oysa belki her acının hemen bir cevaba ihtiyacı yoktur.
Bazı acılar, bastırılmadan, küçümsenmeden, başka bir şeyle üzeri örtülmeden bir süre bizimle kalmak ister.
Gidemem.
Sezen Aksu’nun Gidemem şarkısında bana dokunan taraf tam burası.
Şarkı derdi yok saymıyor.
İnsana “unut ve devam et” demiyor.
Acıyı ortadan kaldırmaya çalışmıyor.
Sanki onun yanına oturuyor.
Belki bugün yapılabilecek tek şey de budur: Yaşadığın şeyi değiştirmeye çalışmadan önce onun gerçekten orada olduğunu kabul etmek.
Çünkü bazen insanın acısını hafifleten şey, çözüm değil, anlaşıldığını hissetmektir.
Birinin:
“Hadi artık kalk.”
demesi değil;
“Biraz burada kalman gerekiyorsa, kal.”
diyebilmesidir..
Bir yanıt yazın