
Bir tartışma yaşarsın.
Sesler yükselir. Kapılar sert kapanır. Söylenmeyecek sözler söylenir.
Bir süre sonra sessizlik çöker.
İşte tam o anda zihin yeniden sahneye çıkar:
“Çok pişmanım.” der.
Oysa mesele suçluluktur.
Fakat zihin suçluluğu sevmez. Çünkü suçluluk, onun acziyetidir. Kontrolü kaybettiğinin itirafıdır.
Bu yüzden onu pişmanlığa çevirir.
Çünkü pişmanlık, zihni geleceğe taşır.
“Bir daha yapmam.”
“Bundan sonra dikkat ederim.”
“Kendimi düzelteceğim.”
Böylece gözünü yaptığına değil, yapacağını söylediği şeye çevirir.
Suçluluk bugünü gösterir.
Pişmanlık ise yarını.
Ve zihin, bugünün yükünü yarının umuduyla hafifletmeye çalışır.
İşte bu yüzden endişe doğar.
Çünkü zihin bilir.
Kontrolünü bir kez kaybetti.
Yine kaybedebilir.
Endişe…
Bazen sahte fren mekanizmasıdır.
Sanki sürekli tetikte kalırsa, bir daha aynı hataya düşmeyecektir.
Oysa tetikte olmak, değişmek değildir.
Bir yanıt yazın