
Fail kim?
Kadim bir inanıştır, dilden dile dolaşır:
İnsana en büyük kötülüğü yine kendisi yapar” derler.
Yaygın olduğu kadar temelsiz ve yanlış bir kabule dönüşür.
Peki, fail kim?
Zihni suçlamak en kolayıdır ama o sadece kendi doğasının gereğini yerine getirir. O, başka türlü çalışmayı bilmez.
Zihnin bu mekanik çırpınışlarını izleyen daha derin bir boyuta geçelim o zaman:
Bilinç?
“Bugün tanıklık etmeyeceğim. Bugün ne acıyı, ne neşeyi, ne de var olmayı kaydedeceğim,” diyebilir mi?
Bilincin doğası, kesintisiz bir uyanıklık ve farkındalık halidir. O, varlığın üzerine düşen bir ışıktır ve ışık, aydınlatmaktan vazgeçemez.
O zaman, insanı hayrete düşüren ve felsefenin en derin kuyularına çeken o nihai soruyla baş başa kalırız:
Eğer zihin sadece bir araçsa, bilinç de her şeyi kaydetmekle yükümlü sessiz bir ekransa… Bilince tanıklık veren kimdir?
Zihin, Bilinç ve Kavramların Değişen Anlamı
Bir yanıt yazın